Dolardaki artış balon mu ?

shape
shape
shape
shape
shape
shape
shape
shape
Dolardaki artış balon mu ?
08/08/2018

Beklenen ve hesaplanan Dolar kurunun 0.20-0.22 puan üzerinde, % 1.32’lik bir artışla hafta başladı. Hesaplamalar Doların en zor ihtimalle 1 ay sonra bu seyre oturacağını işaret etmekteydi ancak piyasa, beklenti dışı bir atakla yükselme seyrini bir ay öncesine aldı. Bu durumda mevcut hesaplamalara dayalı analiz sonuçları ve ekonomik öngörülerini, bir ay ileri çekmemiz gerekmektedir. Öngörülerden önce bu durumun nedenlerini açıklayalım:

1. İran-ABD yaptırım gerginliği: ABD’nin İran ile G8+1 arasında imzalanan Nükleer Silahlara dair Anlaşmadan çekilmesinin ardından uygulayacağını söylediği ambargo resmen başladı. İlk aşamada ABD İran'ın dolar alımları, altın ve değerli metal ticareti, diğer metaller, kömür ve sanayi ekipmanı yazılımı ticaretine yaptırımları tekrar devreye alacağı ambargoda; ABD, İran'dan petrol alan ülkelerin kasım başından itibaren ithalata son vermelerini istiyor ve aksi takdirde yaptırımlarla karışılacaklarını belirtiyor. Türkiye için durum oldukça riskli.

2. Öncelikle Türkiye’nin bu ambargo kararına uymasını gerektiren hiçbir yasal zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak, ABD’nin ticareti devam ettiren ülkelere uygulayacağı yaptırım tehdidi, şu an Türkiye gibi sermaye piyasası kırılgan olan ülkelerde panik havası yaratmaktadır. Türkiye ise altın ithalatında zorlanacağı bir dönem için önlem almaktadır. Oysa burada gözden kaçan husus ise doğal gaz kalemidir. Türkiye’nin İran ticaretinde asıl hassas olan kalem doğal gaz ithalatıdır. Bu kalem ambargo içinde yer almamaktadır.

3. Yaklaşan ticaret savaşlarının ilk tepkileri: I. Dünya Savaşı sonrasında ABD, ihracatındaki sert düşüşe yanıt olarak tarımsal ürünlerdeki tarifeleri yükseltmiş ve bu durum, 1929’daki Büyük Buhran öncesinde dünya genelinde korumacılığın ciddi bir şekilde büyümesine neden olmuştu. 1930’da ABD 20 binden fazla ithal mal üzerinde tarifeleri yükselten Smoot-Hawley yasasını yürürlüğe koymuştu. Koşullar birebir aynı olmasa da bugün ABD yönetiminin izlediği korumacı siyaset, 30’lu yılların hareket planını hatırlatmaktadır. Ancak 30’lardaki sermaye hareketleri ile günümüz dijital dünyası arasındaki büyük hız farkı hesaba alınırsa sonuçların çok daha yıkıcı olacağı açıktır.

4. Zira özellikle teknoloji şirketlerinin hisse değerlerindeki iniş trendi ve borsalardaki aşırı dalgalanmalar bize şunu göstermektedir: İlk büyük satış dalgası yaklaşmaktadır. ABD ve Avrupa borsalarını bizden daha önce vuracak bu satış hisseden yatırımcılar borsalardan yavaş yavaş çekilme pozisyonu almaktadır. Türkiye’deki karşılığının sonbahar sonunda hissedilecek bu dalganın bugün ilk etkilerini görmekteyiz.

5. Euro dolar karşısında son bir yılda %3,7, 15 Şubat'tan bu yana ise %7,5 değer kaybetmiş durumda. Çin'in para birimi ise Şubat ayından bu yana %9.2 değer kaybederek, 1 dolar 6,29 yuandan 6,83 yuana gelmiş durumda. Beyaz Saray Yönetimi, güçlenen dolar nedeniyle, ticaret savaşına girişilmiş ülkelerin para birimlerinin dolar karşısında bu şekilde değer kaybetmesinden memnun değil.

6. Türkiye –ABD gerilimi: Çözülmeyen Rahip Bronsun meselesi ve ABD’nin yaptırım tehditleri yatırımcıyı ya bekleme ya da satış yönlü harekete zorlamaktadır.

7. Tahvil fiyatlarında 10 yıllıkların faizindeki rekor artış: 10 yıllık tahvillerin bileşik faizi, bugün 40 baz puanlık artışla rekor seviye olan yüzde 19.59'a çıktı. Gösterge faiz, son beş gün içerisinde toplam 124 baz puan yükselmiş oldu. Tahvil tarafında asıl endişe yaratan unsur ise yine yükselen enflasyon olmaktadır. Enerji zamları, ekmek, süt, ulaşım vs. gibi diğer olası zamlar enflasyon görünümünü bozdukça tahvilde faiz fiyatlama yukarı doğru seyrini devam ettirecektir. Tüm siyasi gerilimler ve belirsizlikler aslında ülkenin risk primini artırarak dövizde satış seyrini tersine çevirmektedir. Sadece dış yatırımcı değil, ülke içindeki yatırım kanadı da beklenti etkisiyle döviz yanlı pozisyon alarak bekleme durumuna geçmektedir. Herkesin böyle davrandığı bir ekonomide bu durum, dövize manipülatif etkisi yapmakta ve özellikle dolar kur balonunu şişirmektedir

Ülkede belirsizlik var, risk primleri yüksek bir de üstüne yatırım yaparak ya da dövizden vaz geçerek bir risk de ben üstüme almayayım. Önce diğer insanlar harekete geçsin onlara bir şey olmazsa ben de takip ederim!” şeklindeki davranış ise kur şokunu test düzeyinden yerleşme düzeyine doğru çekmektedir. (Döviz kurlarında 3 düzeyden söz edebiliriz: Test düzeyi, yerleşme ve direnç düzeyi. Döviz artmaya başladığında bir noktayı önce test eder. Buraya çıkabildiğini anladığında piyasadan ona nasıl bir tepkinin geleceği çok önemlidir. Piyasa panikler ve bu düzeyi gerçek sanırsa döviz bu noktaya yerleşmeye başlar. Beklenti etkisiyle döviz alımları devam ederse döviz yerleştiği noktada direnç gösterir ve yeni kalıcı kur düzeyi belirlenmiş olur) Anlık ya da günlük döviz kuru sıçramaları karşısında panik davranışı göstermek ve hemen pozisyon almaya başlamak o kuru artırmaktan başka bir işe yaramaz. Çünkü:

1. Zaten o kur düzeyi gerçek yani yerleşik düzey değildir. Sadece bir test düzeyidir. Bu düzey yatırımcının tepkisini ölçmek adına bir göstergedir. Eğer bu tepki yatırımcıdan karşılık bulursa ya da daha açık bir ifadeyle bu blöfü yatırımcı yerse o zaman döviz kuru büyümeye başlar ve seviye testten, yerleşmeye doğru evrilir.

2. Kur artışları ekonomik parametrelerden değil de risk primi algısıyla sermaye hareketlerinden kaynaklanıyorsa (bugün olduğu gibi) bilinmesi gereken şudur: Bu durum manipülatif bir harekettir ve aslında reel bir hareket yoktur. Sadece ülkedeki sermayeyi geri çekmek üzere planlanmış siyasi bir manevradır. Bu manevrada ise finans piyasaları kullanılmaktadır.

3. Bakanlık ya da MB, bu tür ani artışlara ani tepkiler vermezler. Çünkü her sıçramaya her an tepki verilirse bu kez bu durum hükümet politikasını tehdit etmek için kullanılacaktır. Ayrıca tepki verdikçe finansal manipülatörler bu kez artan faiz oranları üzerinden yeni bir şok dalgası başlatırlar. Zaten istenilen de budurAni ve politik dalgalanmalar karşısında yetkililer bir süre bekleme pozisyonu alır ve iç- dış yatırımcıdaki davranışı gözlemlemeye başlar. Davranış (özellikle içte), şayet panik havasına bürünmüşse rahatlatıcı açıklamalar yolunu tercih eder. Yani müdahaleyi sözel yapar. Çünkü bilinen bir gerçek vardır: bu tür durumlarda en fazla panikleyen taraf en fazla kaybeden taraf olacaktır.

4. Panikle ve beklenti etkisiyle pozisyon almak, dövizden yana yatırıma yönelmek ilerde kaybettirecektir. Çünkü şoklar geçicidir. Ancak soğukkanlı bir bekleme dönemi atlatılırsa geçip gider. Bu gibi zamanlarda hareketlilik ekonomik değil siyasidir. Kolay yoldan para kazanma davranışı gösterilirse dalgalanma finansal olmaktan çıkacak ve ekonomik parametreler üzerine sıçrayacaktır. Sonuçta herkes kaybedecektir. 

MÜSİAD GÜNCEL EKONOMİK GELİŞMELER AĞUSTOS AYINDAN ALINTIDIR