Markalar insanları takip etmeye başladı?

shape
shape
shape
shape
shape
shape
shape
shape
Markalar insanları takip etmeye başladı?
25.04.2020

2020 yılı birçok sektörde olduğu gibi reklam sektörünüde derinden vurdu. Fakat farklı bir konuda kazanım edindiğimiz bir dönemde oldu. Evden de rahatlıkla işleri yapabileceğimiz müşteri ile rahatlıkla iletişimde olacağımız video, konferans yapabileceğimiz gibi. Çoğu firma bunu kepenk indirerek yaptı. Bazıları ise ekstra motivasyon ile çalışmalarına devam ederek başardı. Tartışmasız bu bir kriz. Bu krize avantaja çevirenler de oldu.

 Geçmiş zamanlar da hafızamızı biraz zorlarsak, krizlerin birçok girişimi yok ettiğini görürüz. Ancak hayatta kalanlar daha da güçlendirdiği açıktır. Mesela WhatsApp, Slack ve Uber büyük durgunluk sırasında kuruldu. Bu firmalar krizden fayda sağlayarak ortaya çıkmadılar aksine akıl takımların gücünü kullanarak, yükselip zor şartlar altında bu başarıya ulaştılar.

 Konumuza gelecek olursak, 2020 yılı diğer yıllardan farklı bir reklam anlayışı ile gidiyor bir sirkülasyon var aslında. Bu değişim artık markaların müşteri seçtiği dönem. Müşterimiz ürünü beğensin ve bağımlısı olsun anlayışı ortadan kalkıp, vizyon olarak biz bu müşteriye hitap edelim anlayışı hâkim olmaya yavaştan başladığı bir dönem oluyor. Bu anlayışın gelişme sebebi de aslında başarısız reklam kampanyalarının büyük önemi var. Hedeflenen kitlenin aslında ne gibi beklentilerin olduğunu bilmeden, kampanyalar gelişigüzel yapılıyor. Müşteri ise parasını dökse bile bunun bir dönüşü olmayacağına inanıyor.

Burada yaratıcı ajanslar ise şöyle bir yol öne sürüyor. Soru şu: ‘’Sizin ürünlerin hangi ses grubu ve hangi topluluk neden alsın?’’  Müşteri şöyle bir cevap veriyorsa; ‘’Her türden müşteri oluyor’’ diyorsa, o masayı direk terk etmekte fayda var.  Soruya mantıklı bir cevap veriyorsa kampanya başlayabilir. Vermiyor ise devam etmemek her iki taraf için iyi olacaktır. Çünkü oradan yaratıcı bir iş çıkmaz da ondan. 

Yaratıcılıkta marifet, bir kelimeyi söylemeden anlatmaktır. Özgürlük demeden özgürlüğü anlatmak gibi. Bak, bu da ayrı bir blog konusu.